Tag Archives: Gezi Yazıları

Gölcük Gölü

Daha ilkokul sıralarında öğrendiğimiz bir şarkı vardı. “Orda bir köy var uzakta, gezmesek de, tozmasak da, o köy bizim köyümüzdür…” Lay lay lay lay lay…! Sonraları aslında bu şarkının Ahmet Kutsi Tecer’in bir şiiri olduğunu öğrendim. Şiirin ikinci kıtasında ise, uzaktaki bir evden bahsediyordu şair. “Yatmasak da, kalkmasak da o ev bizim evimizdir” diyordu. İşte ben size bu evin hikâyesini anlatacağım, dilim döndüğünce.

Continue reading »
Share Button
Posted in Fotoğraflar, Gezi Yazılar Also tagged , , , |

Batum

1977 sonbaharında yedi yaşında bir çocuk, tarlada mısır hasatı yapan ailesiyle birlikte ıhlamur ağacının gölgesinde günün sona ermesini sabırsızlıkla beklemekteydi. Okullar açılalı bir hafta olmuş, yaşıtları okula başlamışken, o henüz okula kabul edilmemişti. Çünkü onun henüz bir nüfus kağıdı yoktu. Hem olsa da henüz iki buçuk yaşında olacaktı nüfus kaydına göre.

Continue reading »
Share Button
Posted in Fotoğraflar, Gezi Yazılar Also tagged , , , |

KARTEPE

kartepe1

Bütün hikaye 1977 yılında evimize siyah beyaz bir televizyon alınmasıyla başladı. Babam radyo ve televizyon tamirciliği yapıyordu o yıllarda ve Adapazarı’ndan bozuk bir televizyon ile çıkageldi. Yanlış hatırlamıyorsam bir hafta kadar süre televizyonu tamir etmesini sabırsızlıkla bekledik. Televizyonu bizim için almıştı ama bozuktu. Ne ses, ne de görüntüsü vardı. Bu bir hafta kadar sürecek tamir süresi bana aylar kadar uzun gelmişti. Nihayet televizyon olmuş, sıra anten kurmaya gelmişti.

kartepe3

Continue reading »

Share Button
Posted in Fotoğraflar, Gezi Yazılar Also tagged , , |

PARİS

paris1

“eflatun gözlerin olduğunu bilmiyordum, geceyarısını yaşamaktan yorgunum, ayazın avucunda unutmuştun ellerini, önünden geçtiğim halde beni tanımadın, ben değiştim biliyorum hem sakal bıraktım, şiirlerim külrengi kumrular gibi uçuyorlar, bakır çalığı göklere katiyyen tahammülüm yok, hele paris’in gökleri aklımı başımdan alıyor, bana seni senden evvelki poitiers’li kızı hatırlatıyor”

Eskişehirli olup da Yenikent’i bilmeyen yoktur. Kentin ilk toplu konut merkezlerinden biridir. Bir zamanlar üniversite öğrencilerinin çokça oturduğu bu birbirine benzeyen beşer katlı apartmanlarda yaşarken, bir yandan Attila İlhan’ın Kaptan şiirini okur, bir yandan da hayalimde yarattığım Paris’in damlarını hayal ederdim. Hani şairin “camlardan bakınca paris’in damlarını göreceğiz” diye biten Kaptan şiirini.

Paris11

Continue reading »

Share Button
Posted in Fotoğraflar, Gezi Yazılar Also tagged , , |

YEDİGÖLLER

yedigöller_dergi_k

Üniversite yıllarımda en güzel geceler, dostum Özgür Yazıcı’nın eline cümbüşünü alıp, hüzzam makamına girdiği anlardı. Öyle hemen hüzzamdan başlamazdı asla. Önce biraz nihavent, hicaz, biraz rast ve saba, en sonunda da segah makamından çalardı. Segah şarkılara gelince artık sıranın yavaş, yavaş hüzzama geldiğini anlardım. Tıpkı mevsimlerin sonu gibi en sona bırakılan hüzzam şarkılar da sonbahardan bahsederdi çoğunlukla.

Yedigöller_ (3)

“Böyle mi esecekti, son gününde bu rüzgar

 Bütün kuşlar vefasız, mevsim artık sonbahar…” ya da,

“Ömrümüzün son demi, son baharıdır artık

 Maziye bir bakıver neler neler bıraktık…”

Continue reading »

Share Button
Posted in Fotoğraflar, Gezi Yazılar Also tagged , , |

BEYPAZARI

"Tanrı güzel kadınları sevsin, sevilsin diye yaratmış; doktor olsunlar diye değil."

“Tanrı güzel kadınları sevsin, sevilsin diye yaratmış; doktor olsunlar diye değil.”

Diyalog ‘Milli Emniyet Teşkilatı İstanbul Merkezi Şefi Kurmay Binbaşı’ Seyfi Hüget ve Hilda von Schreiner arasında geçer:
Seyfi; “Kimsiniz siz?”
Hilda; “Mata Hari! Gündüzleri doktor geceleri şarkıcı. Üstelik Alman. Romanlardaki casuslar gibi… Hâlâ şüphelenmediniz mi benden? Yakalatmayacak mısınız beni?”
Seyfi; “Buna dans ederken karar vereceğim. Dünyanın en tehlikeli, en tatlı ve en güzel kadınının şerefine.”

beypazari_01

Ankara Ekspresi, Esat Mahmut Karakurt’un aynı adlı romanından uyarlanan, Muzaffer Arslan’ın yönettiği ve Ediz Hun ile Filiz Akın’ın başrollerinde oynadığı, 1970 yapımı film. 1971 Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ‘En İyi Film’ dahil beş Altın Portakal ödülü kazanan film, Filiz Akın da “En İyi Kadın Oyuncu” ödülü kazandırıyor.

Film Hilda’nın Semiramis Pekkan’ın sesi ile söylediği ‘Keyfine Bak’şarkısıyla başlıyor. Kırmızı ışıklar altındaki gazino sahnesinin tül perdelerinin ardından Filiz Akın sahneye çıkıyor. Her zamanki gibi güzel ve sarışın. Oysa filmin jönü Ediz Hun, filmde siyah saçlı bir kadını arayacaktır. Continue reading »

Share Button
Posted in Fotoğraflar, Gezi Yazılar Also tagged , , |

KAPADOKYA

2000 yılında Siirt’in Ormanardı kırsalında Göreme’nin muhteşem günbatımı hakkında uzun ve derin bir sohbet yapıyoruz. Bedelli askerlik için bir aylığına bulunmaktaydım bu askeri bölükte. Sohbeti açansa Üst Teğmen Özkan Ölmez Tosun. Askerliğini yedek subay olarak yapan bir turist rehberi olan Özkan Üsteğmen, sivil yaşantısında Kapadokya’da rehberlik yapmış olan, yaşama ve hayata sıkı, sıkı tutunan ve en zor şartlarda bile bardağın dolu tarafını görebilen biri.

kapadokya_01

O yıllarda terör olayları neredeyse sıfırlanmış bir süreç yaşanıyordu. Tabii bu sadece benim bulunduğum kısa sürede böyleydi. Ama benim bulunduğum bu bölük daha önce Eruh’un Fındık karakolu gibi çok ünlü bir bölgeden buraya geldiği için, terörle ilgili çok korkunç hikayeler de anlatılmıyor değildi. Ama askerlik yapanların çok iyi bileceği gibi, asker en çok sıla hikayeleri anlatmayı sever. Özkan Üsteğmen de üniversiteyi okuduğu ve sonrasında birkaç yıl çalıştığı Nevşehir’den bahsetmeye bayılırdı. Askerliğinin bitmesine kırk beş gün gibi kısa bir süre kalmış, sıla özlemi doruklara çıkmıştı. Continue reading »

Share Button
Posted in Fotoğraflar, Gezi Yazılar Also tagged , , |

SAFRANBOLU

İşte en güzel Safranbolu gezi rotası

İşte en güzel Safranbolu gezi rotası

Safranbolu evleri, Karabük iline bağlı Safranbolu ilçesinde, 18. ve 19. yüzyıl Osmanlı kent dokusunun günümüze kadar korunduğu bölgenin genel adıdır. UNESCO tarafından 17.12.1994’de Dünya Kültür Mirası listesine alınmıştır. Safranbolu evlerinin Osmanlı döneminde yumurta akından ve çok uzun süre depreme dayandığı rivayet edilir. Safranbolu evleri beyaz renklidir ve bu evler birbirinin önlerini kapatmazlar.

Hıdırlık Tepesi

Üyesi olduğum Zonguldak Fotoğraf Derneği, yılda en az iki kez düzenlediği Temel Fotoğrafçılık Semineri’ne katılan kursiyerlerini, uygulamalı çekim gezisi için genellikle Safranbolu’ya götürür. Ben de bu seminerlerde eğitmenlik görevi yaptığım için bu gezilerde, diğer eğitmenlerimizle birlikte birkaç yıldır sürekli Safranbolu’ya giderim. Fotoğrafa ilginiz olsun, olmasın en iyi Safranbolu rotasını anlatmak istiyorum bu ay sizlere. Aranızda mutlaka Safranbolu’yu göreniniz olmuştur. Görmeyenlerin bile az, çok bir fikri vardır Safranbolu hakkında. Continue reading »

Share Button
Posted in Fotoğraflar, Gezi Yazılar Also tagged , , |

ACARLAR LONGOZU

acarlar_dergi

Bu ay sizleri nilüferler diyarı Acarlar Longozu’na götürüyorum.

Bir orman düşünün, bildiğiniz dişbudak, kızılağaç, karaağaç ve söğütlerden oluşuyor. Ama kökleri her mevsim suyun içinde, göğe bakan dallarında irili ufaklı kuşlar ötüşüyor. Bir göl düşünün, içinde yüce ağaçlar yükseliyor. Aralarında kadife ördekler, elmabaş patkalar, bahriler geziyor. Burası Sakarya’daki Acarlar Longozu.

Longoz 3

Burası bir subasar orman, Acarlar Gölü Subasar Ormanı. Göl tabanının yoğun bir ormanla kaplı olduğu, dünyada ender rastlanan bir doğal oluşum. Daha bilimsel bir açıklamayla, ‘Longoz’ olarak da adlandırılan subasar orman “yılın belli dönemlerinde veya yıl boyunca taban suyunun yüksek olmasına bağlı olarak bataklık ve göllerde oluşan orman”a deniyor. Continue reading »

Share Button
Posted in Fotoğraflar, Gezi Yazılar Also tagged , , |

BASMANE

Sizleri bu ay tarihi bir semte götürüyorum: Basmane'ye

Sizleri bu ay tarihi bir semte götürüyorum: Basmane’ye

BASMANE

Hikayemiz 1492 yılının Mart ayında başlar. İspanya’nın Katolik kralları İsabel ile Aragon’lu Ferdinand Katolik bir İspanya yaratmaya karar verirler. Dinlerini değiştirmeyi ret eden bütün Müslüman ve Yahudilerin İspanya’yı terk etmesi istenir.

dikis_makinesi

Bazı tarihçilere göre sayıları 200.000’i bulan İspanyol Yahudileri Avrupa’nın kuzeyine ve bütün Akdeniz bölgesine yayılırlar. Yine bazı tarihçilere göre bunların 93.000 kadarı Osmanlı İmparatorluğu’na gelirler ve zamanın sultanı II. Bayazıd tarafından kabul edilirler. 16. yüzyılın sonuna kadar göç etmeye devam eden bu toplum adını İbranice’de “İspanya” anlamına gelen “Sefarad” kelimesinden alarak kendilerine “Sefaradlar” adını takarlar.

basmane_adam

1492 yılında İspanya’da başlayan zorunlu göçün sonucunda Anadolu’ya geçen Sefarad Yahudilerinin bazıları İzmir’e yerleşmişti. Yahudiler İkiçeşmelik, Agora, Tilkilik, Basmane semtlerinde oturmaktaydılar. Bu yoksul Yahudi ailelerinin çoğu, bugün aile evi de denilen, İzmirlilerin Yavuthane, Sefarad Yahudilerinin ise “Kortejo” dedikleri evlerde yaşıyorlardı. Continue reading »

Share Button
Posted in Fotoğraflar, Gezi Yazılar Also tagged , , |