Soyut Sanat

“Fotoğraf çektiğim manzaraları herkes görebilir, ancak kameramla gözün göremediği ayrıntıları ve özellikleri yakalamaya çalışıyorum.” diyen Franco Fontana’nın bir manzara fotoğrafı. İtalya, 1978

İnsan aklında çağrışımlar oluşturan, düşündürücü, bakan kişiyi kendisine çeken fotoğraflar üretmeye çalışarak kübizmin ardından yeni deneyler yapan fotoğrafçılar, gerçeğin dışında soyut çalışmalar üretmeye başlamışlardır. Fransa’da doğan non-figüratif, non-objektif gibi isimlerle de anılan soyut sanat, fotoğrafta doğada rastlanan gerçek varlıkları betimlemeyen bir anlayış olarak kabul edilmiştir. Bu anlayışla üretilen fotoğrafta genelde fiziksel gerçekliklere gönderme yapılmamakta, dolayısıyla da, fotoğrafın içerdiği görsel ögelerin gerçek varlıklar olma zorunluluğu bulunmamaktadır.

Ralp Gibson sert ışık ve gölge formları ile insan detaylarında soyut anlatımlara gitmiştir.

Soyut sanat, gerçekliğe bağlı kalmayı aşarak, zihinsel bilgiyi temel alan ya da bilgiyi tümüyle dışlayan bir yaklaşımdır. Nesnel gerçekliğin bulunup, çıkarılması, işlenmesi ve sergilenmesi toplumcu gerçekçiliği savunan her sanatçının doğrusal yönü olarak kabul edilmiştir. Ancak, doğrunun koordinatlarından sapma gösterdiği yer soyut sanat alanı içine girmektedir. Soyut kısmın yapıta bakan kişilerce şekillendirilmesi de tekrar somutlama olarak görülmektedir. Bu şekilde, fotoğraf sanatında yansıtmacı geleneğin dışında, biçimsel bozulma, renk varyasyonları, doku ve detay çekimlerinin yanı sıra kolaj, montaj vb. tekniklerle soyut sanat dönemi başlamıştır.

Yapılan ilk soyut fotoğraf Alvin Langdon Coburn’un Vortograflar’ı kabul edilir.

Bu akımın öncü sanatçılarının başında Mari Mahr gelir. Şilili Mahr, fotoğrafla Budapeşte’de tanıştı. Çalışmaları fotoğraf, resim ve boyanın karışımıdır. Basit cansız objeleri alır ve onları garip tanınmayacak bir biçime sokar. Fotoğrafları, fotoğrafın fotoğrafıdır ve bir öncekinin çerçevesi görülür. Sonuçtaki görüntü 2 boyutludur. Kimi zaman 3 boyutlu nesneyi baskı üzerinde kullanarak, 2–3 boyutun karıştığı fotoğraflar elde eder. Mahr’ı işlerinin çoğu siyah-beyazdır. Bazıları boyanmıştır ve gum bichromat tekniği ile basılmıştır. Anında görüntü veren malzemeleri de (polaroid) kullanır. Bazen önünü bazen arkasını boyar. Tüm bu teknikler fotoğrafın bildiğimiz gerçekçiliğini yok etmekte ve oldukça uç noktalarda soyut görüntüler elde etmektedir.

Mari Mahr’ın Gum bichromat fotoğraf sergisi afişi.

Man Ray, Jon Heartfield, Aleksandr Rodchenko, Mohaly Nagy gibi yeni teknik arayışlarında bulunan sanatçıların yanı sıra Andre Kertesz aynalarla distorsiyona uğrattığı nü çalışmaları ile Ralp Gibson sert ışık ve gölge formları ile insan detaylarında soyut anlatımlara gitmiştir. Rene Burri renkli fotoğraflarda geometrik biçimleri yarı soyut bir anlayışla resmetmiştir. Franco Fontana, biçim ve nesnelerle renk abstraksiyonuna gitmiştir. Christian Vogt insan ve özellikle nü çalışmalarında soyutlamaya giderek özgün çalışmalar ortaya koymuştur.

Soyut nü fotoğraf.

Türkiye’de ise, Şahin Kaygun çalışmalarında soyut sanatla öznel öğelere dayalı anlatımcılığın birleştiği çalışmalar üretmiştir. Deneysel fotoğrafın gelişmesine öncülük eden Ahmet Öner Gezgin, 80’li yılların başında bu anlayış biçiminin en önemli temsilcilerinden Nuri Bilge Ceylan, Adnan Ataç, Emine Ceylan, Ali Rıza Akalın, Tuğrul Çakar sayılabilmektedir.

Yaptığı işi ‘Ben fotoğraf çekmiyorum, fotoğraf yapıyorum.’ cümlesiyle özetleyen Şahin Kaygun’un bir fotoğrafı.
Share Button
This entry was posted in Fotoğraf Akımları and tagged , , , , .