Sembolizm

Bir sokak fotoğrafçısı olan Matt Stuart, birçok sokak fotoğrafçısı gibi semboller kullanmaktadır.

1885 yıllarında, edebiyatta gerçekçiliğin, empresyonizmin aşırı gitmelerine bir tepki olarak, sembolizm akımı gündeme gelmiştir. Bu akıma göre, sanatçılar doğadan ve yaşamdan alınmış sembollerle düşüncelerini, görüşlerini dışa vurmuşlardır. Görünenin altındaki gerçek anlamları mantıklı bir biçimde dışarı vuran bu yaklaşımda, öncelikle bir düşünce olmalı ve bu düşünce sembollerle anlatılmalıdır. Öznel bir yaklaşım olan sembolizmde nesne, nesne olarak değil, öznenin algıladığı şekilde bir düşünceyi dışarı vurmakta, sanatçının iç dünyasında her şey son şeklini almaktadır.

Robert Frank, Geçit Töreni, Hoboken, 1955

Fotoğraf bize, çağrışım yaptıracak şekilde semboller içerebilir veya kendisi de bir sembol olabilir. Örneğin beyaz saflığı, televizyon, koltuk tüketici kitlesini düşündürebilir. Bunlar reklam dünyasında oldukça yoğun olarak kullanılmaktadır.

Bill Brandt, Sessizliği Dinle

Semboller, dışavurumcu fotoğrafçılar kadar belgesel fotoğrafçılar tarafından da kullanılmıştır. Robert Frank’ın Amerikalılar çalışmasında, Bill Brandt’ın İngiliz orta sınıfına ait fotoğraflarında sembol olmuş görüntüler ve yaklaşımlar bulunmaktadır. Ayrıca, Minor White, Wynn Bullock, Harri Callagan ve Paul Caponigro bu akım içinde yer alan önemli isimlerdir.

Alfred Stieglitz, Dorothy True, 1919

Bu akımın kökleri, Alfred Stieglitz’in çalışma yaşamının son 15 yılı içinde (1922–1937) çektiği fotoğraflarla dayanır. Fotoğraf gazete ve dergilerde kullanılmaya başlandığında, reklam ve illüstrasyonlar da resimsel yaklaşım artık çok çekici gelmemeye başladı. Stieglitz bu dönemde bir tartışma üzerine duygu ve görüntünün aynı değeri taşıyabileceğini gösteren “equivalents” (eşdeğer) olarak adlandırdığı seri bulut fotoğrafları çekmeye başladı. Bunlar duygu ağırlıklı, üst anlama sahip görüntülerdir. Aynı yaklaşım Minor White, Aaron Siskind ve Henry Callahan’ın kendi bireysel biçimlerini sürdürebilmelerini sağladı. Analitik ve tasarımcı bu ifadeyi benimseyen fotoğrafçılar arasında güçlü takipçileri vardı. Ralph Eugene Meatyard ve Wynn Bullock siyah-beyaz çalışan, ton değerlerini sembolik, mistik değerler için kullanan sembolist fotoğrafçılardır.

Wynn Bullock, Yarım ve Elma, 1953

Bununla birlikte sembolizm ile birlikte Metafor ve Mistisizm kavramları, geçen yüzyılın sonunda fotoğraf gruplarının dikkati çeken görme biçimleriydi. Özellikle Florence White ve Fred Holland Day çalışmalarının bir bölümünde, kendilerinin işareti olarak dünyayı tasvir etmek için kullandılar.

Hasan Koca, Sigaranın Zararları, 2016

Sembolizm kavramı, Amerikalı ve İngilizler’den oluşan küçük bir grup fotoğrafçı arasında 1960-1970’lerde bir “kült” haline geldi. White “Aperture” dergisini 1952’de kurdu. 1976’da ölene kadar da başında kaldı. Bu dergi, modern estetik fotoğrafın, özellikle ileri röprodüksiyon teknikleri kullanıldığı Metaformik ve Sembolik çalışmaların vitrini haline geldi. Bu yayında, Paul Caponigro, Frederick Sommer, Walter Chappell ve diğer birçok fotoğrafçı tanıtıldı.

Aperture Dergisi
Share Button
This entry was posted in Fotoğraf Akımları and tagged , , .