Seçtiklerimiz ve Kazananlar

Seçimler yaklaşırken bir politikacının istedikleri:

-Ah benim istediğim saymakla bitmez. Otomobil isterim bir, apartman isterim iki, güzel bir metres isterim üç, bir metres daha isterim dört. Şunun şurasında ne kadar ömrümüz kaldı? Ben her akşam havyarımı yemezsen, viskimi içmezsem, metresimin koynuna girmezsem, demokrasi neye yarar? Beni seçen budalalar niye seçti bilin bakalım? Demokrasinin nimetlerinden faydalanmam için seçti. Onlardan da yanayım, doğrusunu isterseniz ben önce kendimden yanayım. Çubuğumu yakarım, çıkarıma bakarım. Siyaset dediğin ballı börek. Yaz geliyor, Avrupa’ya gitmem gerek. Sonra refikam cariyenizin de gözü açıldı. Kuaför, manikürcü, poker partileri, beş çayı, hepsini öğrendi mübarek. Ulan bunca masraf senin neyine, bu millete yazık değil mi? Sen bana ne bakıyorsun? Benim yaptıklarım millet menfaatine, yaşasın da derim kahrolsun da derim, bulgur pilavı da yerim havyar da yerim. Neden? Hep vatan için millet için. Sözlerimi “Yaşasın Demokrasi” diye tamamlarım. Ha, şunu da yazın şair bey; aziz seçmenlerimi saygıyla selamlarım.

Ne güzel anlatmış ünlü şairimiz Ümit Yaşar Oğuzcan şiirinde politikacıları. Seçilmeden önce huzurumuza çıkan, bizden yüzlerce vaatle oy isteyen politikacılarımızı, seçim geçtikten sonra bulmak ne mümkün. Elbette bulanlar, ulaşanlar var. Ama onlar ulaştıkları bu zatlardan Zonguldak için mi bir şeyler istiyor, yoksa kendileri için mi bilinmez. Her seçimde Filyos Projesi yapacağız, TTK’ya işçi alacağız vaatleri için oy vermeyi alışkanlık haline getirmiş bizler hâlâ ‘sıfıra sıfır, elde var sıfır’ denklemini çözmekle uğraşıyoruz. Belki de son seçimlerin değil, tüm seçimlerin kazananları sizlersiniz.

TTK’nın Genel Müdürü Değişti. Flaş Flaş Flaş… Detaylar web sitemizde…

Hayatımız rutin şekilde devam ederken şöyle bir sosyal medyaya bakmaya karar verdiğimiz bir anda, karşımıza bir gazetenin sosyal medya sayfasındaki link çıkıveriyor. Elbette Zonguldaklı olan herkesin ilgisini çekiyor bu başlık. Detayları görmek için tıklıyoruz linki. Haberin detayı başlığın altında. Türk Tarih Kurumu’nun Genel Müdürü değişmiş. Türk Tarih Kurumu nerede? Ankara’da. Biz nerede yaşıyoruz? Zonguldak’ta. Bizde TTK denince akla ne gelir diye sormaya bile gerek yok. İnsanın aklına Can Yücel’in meşhur davası gelir. Sayın medyacı kardeşim, bizim köyde TTK’ya TTK derler…

Şehrimizde seksene yakın yerel gazete, iki tane yerel televizyon olmasına karşın, hâlâ doğru ve dürüst habere ulaşmakta zorlanıyorsak, başımızı iki avcumuzun arasına alıp düşünmekte yarar var. Köşe yazılarını okuyorsun, ya birbirlerini eleştirmekten ya da birbirlerine karşı savunma yapmaktan ibaret yazılar. Haberciliğe baksan, örnekler ortada. Birinin ak dediğine, bir diğeri kara diyebiliyor. Kimin kimden çıkarı varsa. Elbette bu durumu çok yadırgamak mümkün değil, şu an var olan ulusal basının bir yansıması. Eğer bir medya şirketi birilerine bağımlı sürdürüyorsa yayın hayatını, tüm bunlar yaşanacaktır. Şehrimize mi, yoksa kendilerine mi katkı sağlıyorlar? Bu sorunun cevabı, kim kazanıyor da gizli. Zonguldak’ın bu kısır çekişmelerden kazanmadığı kesin. Belki de son baskının değil, tüm baskıların kazananı sizlersiniz.

Bir gazeteci konuşuyor:

-Monşer ben sansasyon isterim, sansasyon. Milletin parmağı ağzında kalmalı okuyunca. Filanın demecinde, falanın hatırında sansasyon ararım önce. Olmazsa yalan da yazarım. Nasıl olsa hürriyet var. Ama filan böyle söylemiş, olur a, söylemeyeydi. Sık sık feşmekândan bahsedişimiz elbette onu sevdiğimizden değil. Ne hinoğlu hindir biliyoruz. Gayemiz tirajı arttırmak. Yazıyor… Yazıyor… Ne isterseniz onu yazıyor…

Başkan seçilir seçilmez ilk işi ‘kırklamak’ oldu.

Günlerden bir gün, hamama gideceği tuttu Sadrazam hazretlerinin. Bir yanında birinci veziri, bir yanında ikinci veziri, bir yanında üçüncü veziri. Sonra efendime söyleyeyim Peşkircibaşısı, Nalıncıbaşısı, Sabuncubaşısı, velhasıl tam dört yüz kişilik kafile. Peştamal takıp girdiler hamama, geçtiler kurnanın başına üçer beşer. Sadrazam derseniz, kuruldu göbek taşına, yan gelip yattı. Memleketin en ünlü tellakları sardılar dört yanını. Kimi elini kaptı, kimi bacağını. Bir keseleme, sürtme faslıdır başladı. Tam on iki saat, on iki ünlü tellak incitmeden keselediler hazretin mübarek vücudunu. Öylesine bir kir çıktı ki sormayın, her biri nah parmağım gibi. Aman efendimiz bu ne kiri demeye kalmadı, keselerin altında eriyip gitti koskoca Sadrazam. Bütün maiyet erkânı yerinden fırladı: “Nittünüz devletliyi” dediler tellaklara. Tellaklar cevap verdi: “Biz yıkadık, keseledik. Devletin kirden ibaret olduğunu bilemedik. Suç bizde değil, neyleyelim, kir bitti, Sadrazam elden gitti.”

Bir zamanlar Büyük Madenci Yürüyüşü ile yollara düşmüş madencilerin efsaneleri hâlâ kulaklarımızda çınlarken, bir Genel Maden İş Sendikası Başkanı göreve seçildiği ilk gün, “ilk işim bu sendikayı kırklamak olacak” diyerek GMİS’i kırkladıktan sonra değişti her şey. Elbette TTK’nın işçi alımlarının durdurulmasının, küçültülmesinin, önemsizleştirilmesinin ve değersizleştirilmesinin çok sebebi vardı. Ama bu gidişe dur diyecek bir güç de, kırklama sonrasında elden gitti. TTK küçülüp, Zonguldak’ın gençleri büyük şehirlere göçmen kuşlar gibi giderken, yumruğunu masaya vuran bir sendika gitti, “yerine gidenlerin arkasından su döken ve “yolun açık olsun, su gibi git, su gibi gel e mi” diyen bir sendika geldi. Belki de sadece sendika seçimlerinin değil, Zonguldak’ta tüm işsizliğin kazananı sizsiniz.

Amelebirliği Danışma Kurulu’nda bir konuşma yapan GMİS Genel Başkanı, “Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun (TTK) tarihinin en az işçisiyle en az üretimini yaptığına dikkat çekerek, yıllık 25 milyon tondan fazla taşkömürü ihtiyacı olan Türkiye’de bu ihtiyacın önemli bir bölümünün Zonguldak Havzası’ndan karşılanması mümkündür. Bugün itibariyle TTK’nın norm kadro açığının kapatılabilmesi için yaklaşık 5 bin işçi alınması gerekiyor. Zonguldak’ta kömür var, işsiz var. Ülkemizin taşkömürüne ihtiyacı var ve bu nedenle TTK’nın sorunu sadece Zonguldak’ın değil ülkemizin sorunudur” dedi.

TTK’nın sorunu elbette Zonguldak’ın sorunudur. Ama Zonguldak’ın sorunlarına da TTK’nın duyarsız kalmaması gerekmektedir. Türkiye Taş Kömürü Kurumu da Zonguldak için elini taşın altına koymalıdır. Zonguldak için yapılacak her türlü doğru ve güzel projelere de, bir sivil toplum kuruluşu gibi destek vermelidir. Halkımızın hem ruhen, gerektiğinde de bedenen yanında olduğu TTK ve madenci kardeşlerimiz, halkla daha çok iç içe olmalı, halkın sıkıntılarına ve sorunlarına daha duyarlı olmalıdır. Sırf Zonguldak’ta yaşadığı için bir göçük altında kalan madenci için yüzlerce kat daha çok üzülen bir üniversite öğrencisinin bile TTK üzerinde hakkı vardır. TTK’nın tüm imkanları sanata, sanatçılara, yazarlara, çizerlere ve öğrencilere açılmalıdır. Kısacası halkla iç içe olmalıdır TTK. Yoksa gerek sendikal yönetimde, asıl olarak TTK yönetiminde bulunan seçilmişler ve atanmışlar, gün geldiğinde kaybeden olabilirler. Gelin siz tüm zamanın kazananı olun.

Sana hiç dokunmayacağım Belediyem…

Sana dar gelecek makberi kimler kazsın? Gömelim gel seni tarihe desem, sığmazsın. Çok cansın, babacansın da, şöyle bir şiir yazmış şair sizin için: “En güzel hayaller mi, sımsıcak ümitler mi, bilseniz sayenizde nelere yazık oldu. Kirli vücudunuzu taşıyan omuzlara, dün sizi alkışlayan ellere yazık oldu.”

Bir zamanlar Gelik Beldesinde bir Belediye Başkanı yaşarmış. Gelik çok küçük ve fakir bir yer malumunuz. Her imkân kısıtlı, para yok, hizmet sıfır. Herkes razıymış kaderine. Burada hizmet yapılamaz, durumumuz kısıtlı diye kabullenmiş tüm halk. Muhtardan yapmışlar Belediye Başkanı olmamış, doktor getirmişler İstanbul’dan yine olmamış. İktidardan denemişler olmamış, muhalefetten çağırmışlar çözmemiş. Vaz geçmiş halk, durumu benimsemiş ve kaderine razı olmuş. Sonra bir gün biri çıkıp “ben bu kaderi değiştireceğim” demiş. Ne mi olmuş, üşenmeyip gidip bir bakın. Belki de bu durumu gördükten sonra sadece son seçimin kazananı sizsiniz. Sonrası Allah Kerim.

Tenhalarda menhalarda bitmiş aşkın…

Aşk şarabı içmesi hoştur şaşkın, şarap peşinden koşmak boştur şaşkın. Bir o yana bir bu yana yatma şakın, Sivil Toplum Örgütü olmak zordur şaşkın. Adı üstünde sivil, yani silahı yok, kurşunu yok. Atarı yok, tutarı yok. Yok efendim bilmem nereliler derneğinden tut da, Karadeniz’i kalkındıranlar, Zonguldak’ı geliştirenler, ticareti yürütenler, mühendisleri büyütenler, doktorların odası, avukatların birliği, gastecilerin cemiyeti. Nam-ı diğer STK’lar, yani Sivil Toplum Kuruluşları. Birçoğunun lokali var. Bira iç, rakı iç, ister şarap iç. Memleket meselelerini çözmek için bire bir. Zonguldak’ta bu memleketin bir parçası dostlar. Elbette Sezar’ın hakkını Sezar’a vermek gerek. Belki de en çok siz kafa yoruyorsunuz Zonguldak için. Bu güne kadar birçok güzel projeye imza attınız. Ama ne demiş şair yine: “Öğrenci açıkta, öğretmen açıkta. İşçi, memur açıkta. Emekli, yetim, dul açıkta. Mebusları sorarsanız; kimi sağ açıkta, kimi sol açıkta.” Bu yüzden bu halk sizlerden çok şey bekliyor. Evet belki sizleri biz seçmedik ama bizim kazananımız belki de siz olacaksınız.

Share Button
This entry was posted in Haberler and tagged , , , , .

Post a Comment

Your email is never published nor shared. Required fields are marked *

*
*