Saatin Kaç Olduğunu Bilmiyordum

Sevgisiz, ıssız bir çatı katı…
Bir ses duydum sabahı düşünmeyen bedenimden,
Yarı sarhoş bir çalkantı.
İlk kez ürktüm gördüğüm bir çiçekten,
Mevsimini şaşırmış bir kasımpatı.

Yıllar sonra bırakarak kaygılarımı
Terk edilmiş bir garın merdivenlerinde,
Uzun bir yolculuğa çıktım.

Aylardan mayıstı (belki de haziran).
Tren hareket ettiğinde hava kararmıştı.
Saatin kaç olduğunu bilmiyordum,
Çünkü saatim bozuktu.
(Şimdi hatırlıyorum;
Onu bana bir müzik kutusu karşılığında
Yaşlı bir tanıdığım vermişti.)

İlk istasyonda indim trenden;
Doğurmak üzere olan bir kadın beni tiksindirmişti.
(Valizimi unuttuğumu daha sonra hatırlayacaktım.)
Geceyi kötü bir otelde geçirdim,
Otel katibi çok yaşlıydı,
Bana son gördüğüm rüyamı hatırlattı.
Sabah erkenden uyandım.
Saatin kaç olduğunu bilmiyordum,
Çünkü saatim yoktu.
Onu bir demet kır çiçeği karşılığında
Küçük bir oğlan çocuğuna vermiştim.

İlk gelen trene bindim.
Restoranda yer yoktu,
Oysa birkaç bira içmek istiyordum.
Ara istasyonların birinde durdu tren,
Bir paket sigara aldım istasyon büfesinden.
(Para üstünü almadığımı daha sonra hatırlayacaktım.)
Haydarpaşa Garında indim trenden,
Saatin kaç olduğunu bilmiyordum.

Yeni evli bir çifte bir demet kır çiçeği verdim,
İçindeki bir kasımpatı mevsimini buldu.
(Onun bir yazpatı olduğunu daha sonra anlayacaktım.)

Ağustos 1995 / Bursa

Share Button
This entry was posted in Şiirler and tagged , .