Rüzgar

Bir anarşistin ensesinde patlayan rüzgarın
Sesiyle açtık gözlerimizi,
Çocukluğumuzda gizli, yarım kalmış
Bir masala uyandık.
Ey kardelenleri doğuran rüzgar!
Şimdi dimdik duruyorsak karşında
Sanma ki başımız dik hiç eğilmedik
Sen buraların adresini almadan önce Tanrı’dan
Biz zafer şarkıları yerine
Pranga sesleri dinledik.

Oysa şimdi sen yine uzaktasın
Kuzeyden esiyorsun Doğuya doğru
Bir korkuluk kibrit çakıyor kendi tarlasında
Sen anızlarla dans ediyorsun
Yağmursuz yağıyorsun evlerin damlarına
Alev olup süzülüyorsun yatak odalarına
Yorgan sanıp sana sarılıyor çocuklar
Önce ellerine dokunuyorsun
Sonra açıkta kalmış ayaklarına
Yüzlerine bakıyorsun uzun uzun
Umutlarına deliksiz uyuyor çocuklar
Sakın… sakın o yüzlere dokunma..!

Sen Badahşan çocuklarını bilmezsin
Arkanı dönünce silah kuşanır, at binerler
Senin vatanın yok bilirim
Onlar bizden de vatanperver
Ne bir Acem Halısı gibi bir tüccarın kervanında
Diyar gezerler ne de bir çingene kalabalığı gibi
Sınır aşıp iş tutarlar örs döverler
Ama bir Acem Halısı gibi güzeldir yüzleri
Ve yaşlı bir çingene kadar dingindir yürekleri.

Ey düşmanı dimdik ayakta tutan rüzgar!
Sen bizim işimizi gör ilk önce
Bir eşkıyanın kan emmekten üşümüş dudaklarında
Aykırı bir ezgi ol
Badahşan’dan üfle ıslığını
Ölülerini duahansız gömen ülkelere doğru
Orada seni bekleyen küçücük yürekler
Henüz güç tutmamış kollarıyla
Harman savurmakta.


(Çocukları savaşta ölmüş tüm anaların
Gözyaşlarını em, bir bulut gibi süzül damlarımıza.)

Ekim 1994 / Eskişehir

 

Share Button
This entry was posted in Fotoğraflar, Şiirler and tagged , .