PARİS

paris1

“eflatun gözlerin olduğunu bilmiyordum, geceyarısını yaşamaktan yorgunum, ayazın avucunda unutmuştun ellerini, önünden geçtiğim halde beni tanımadın, ben değiştim biliyorum hem sakal bıraktım, şiirlerim külrengi kumrular gibi uçuyorlar, bakır çalığı göklere katiyyen tahammülüm yok, hele paris’in gökleri aklımı başımdan alıyor, bana seni senden evvelki poitiers’li kızı hatırlatıyor”

Eskişehirli olup da Yenikent’i bilmeyen yoktur. Kentin ilk toplu konut merkezlerinden biridir. Bir zamanlar üniversite öğrencilerinin çokça oturduğu bu birbirine benzeyen beşer katlı apartmanlarda yaşarken, bir yandan Attila İlhan’ın Kaptan şiirini okur, bir yandan da hayalimde yarattığım Paris’in damlarını hayal ederdim. Hani şairin “camlardan bakınca paris’in damlarını göreceğiz” diye biten Kaptan şiirini.

Paris11

Şiir her zaman büyük bir tutku olmuştur benim için. Tıpkı dünyanın en romantik şehri Paris gibi. Tabi o zaman sadece düşünü kurabildiğim bu kenti, ilk olarak evlendiğim zaman eşimle yaptığımız balayı seyahatimizde gördüm. Ünlü Sen Nehri’nin adını duymayan yoktur. Sen Nehri Paris’i boydan boya ikiye bölen 776 km. uzunluğunda güzel bir nehirdir. Nehir Burgonya’dan doğarak Manş Denizi’ne dökülür. Bu büyük nehrin üzerinde tam 37 adet köprü yer almaktadır. İster nehir üzerinde bir tekne gezisi yapılsın, ister üstündeki bu tarihi köprülerden geçilsin, her zaman romantizmin doruklarında hissedersiniz kendinizi.

Paris12

Ama hepinizin bildiği gibi bundan daha da romantik olan şey, Eyfel Kulesi’ne çıkmaktır hiç kuşkusuz. Paris’in hemen, hemen her yerinden görülen Eyfel Kulesi, üzerine çıktığınızda da tüm Paris’i ayaklarınızın altına serer. Paris düz ve kolay bir şehirdir, bizdeki şehirlerin aksine. Bilmeseniz de kaybolmanız biraz zordur. Yer üstündeki düzen, aynen yer altına da yansımış, müthiş düzenli bir metro ağıyla tüm semtler birbirine bağlanmıştır. Geniş caddeleri ve muntazam mimarisi ile başka hiçbir yerde kolay, kolay göremeyeceğiniz bir düzen içindedir her şey.

Paris13

Eyfel Kulesi

Takdir edersiniz ki, herkesin iyi bildiği bir şeyi anlatmak oldukça zordur. Bu nedenle sizlere Eyfel Kulesi’nden bahsederken biraz zorlandığımı itiraf etmeliyim. Peki hepimizin bildiği ve her yıl 200 milyondan fazla kişinin ziyaret ettiği bu kule ile ilgili az bilinenler yok mudur? Elbette var…

“eiffel’in dibinde durduk, ben bir cıgara yaktım, saint – dominique sokağında şehir ışıklarını yaktı, içim büyük karanlıktı ellerimi göğe uzattım”

“eiffel’in dibinde durduk, ben bir cıgara yaktım
saint – dominique sokağında şehir ışıklarını yaktı
içim büyük karanlıktı ellerimi göğe uzattım”

Kulenin yapımı 26 Ocak 1887 tarihinde başladı ve tamamlanması 2 yıl, 2 ay, 5 gün sürdü.

300 metrelik kulenin yapımında 7.300 ton çelik ve 18.038 ton metal parça kullanıldı.

Eyfel Kulesi her 7 yılda bir; 60 ton boya kullanılarak yeniden boyanır.

”Eyfel” adını mühendisliğini yapan Gustave Eiffel’den almıştır.

Özgürlük Anıtı da; Gustave Eiffel tarafından tasarlanmıştı.

Kule’nin yapımı 8 milyon franka mal oldu ve paranın büyük bir bölümü Gustave Eiffel ve Fransa hükümeti tarafından karşılandı.

O zamanın parasıyla 8 milyon frank; şimdi ise 34 milyon dolara tekabül ediyor.

Birçok sanatçı ve mimar; Kule’nin mimarisinin berbat olduğu gerekçesiyle; yapımını protesto etti ve hatta imza kampanyaları başlatıldı.

paris3

Eyfel Kulesi’nin Paris’te kalışı ilk etapta 20 yıl olarak düşünüldü.

Kule’nin Paris’te kalması ilk radyofonik deneyler açısından önem taşıyordu ve sahip olduğu anten sistemiyle Fransız televizyonunun gelişiminde büyük rol oynadı.

1889 yılında bir gazete; yapımında çalışanlara sertifika vermek amacıyla; Eyfel Kulesi’nde bir matbaa makinesi kullandı.

1905 yılında; Fransız spor gazetesi L’Equipe; bir yarışma düzenledi ve Kule’nin birinci katına 3 dakika 12 saniyede ulaşan şampiyon; bisiklet kazandı.

Pilot Léon Collot; Eyfel Kulesi’nin altında uçmaya kalkışınca, güneş ışığında görüşünü kaybedip antenlere çarparak yaptığı kazada can verdi.

Paris4

Birinci Dünya Savaşı’nın ilk Marne Muharebesi’nde, 1914 yılında Alman ilerleyişini, radyo dalgalarını engelleyerek Fransa ordusu için mükemmel bir iletişim aracı olan Eyfel Kulesi Fransa’ya büyük bir zafer kazandırdı. Birinci yılı şerefine; dağcıların Kule’ye tırmanışı televizyonda yayınlandı.

Kışın Eyfel Kulesi soğuk havaların etkisiyle; neredeyse 3 cm küçülür.

Kule; çok sıcak ya da rüzgarlı havalarda 18 cm’ye kadar yana eğilebilir.

1925-1934 yılları arasında, Fransız otomobil üreticisi Citroen; Eyfel Kulesi’ni kullanarak dünyanın en geniş reklam panosunun kullanıldığı reklam rekorunu elde etti.

Mühendis Gustave Eiffel’in, Kule’nin üçüncü katında kendine özel bir dairesi vardı

Eyfel Kulesi’nin zirvesine tırmanmak için 1.665 basamak çıkmanız gerekiyor, neyse ki şu an asansör kullanılıyor.

Victor Lustig sahtecilik suçundan tutuklanmadan önce Eyfel Kulesi’ni iki farklı hurda satıcısına bir metal yığını olarak pazarlayıp, sattı.

Paris7

1984 yılında, iki Birleşik Krallık vatandaşı Eyfel Kulesi’nden paraşütle izinsiz atladı.

Ünlü ip cambazı Philipe Petit, 100. yılı şerefine Challiot Sarayı’ndan Eyfel Kulesi’ne kadar çektiği, yaklaşık 700 metrelik ip üzerinde yürüdü.

2002 yılında; Hugues Richard dağ bisikletiyle Eyfel Kulesi’ne tırmanarak; kendi 1998 tarihli rekorunu kırdı.

Ziyaretçilerinin büyük çoğunluğu Fransız olsa da, Eyfel Kulesi turistlerin vazgeçilmez adresi.

Her yıl 7 milyon insan Eyfel Kulesi’ni ziyaret ediyor.

2010 yılında; Eyfel Kulesi’nin 250 milyon ziyaretçi alışı kutlandı.

Eyfel Kulesi geceleri 20.000 farklı ampulle ışıklandırılıyor.

Eyfel Kulesi’nin yıllık elektrik kullanımı küçük bir köy ile eşit miktarda.

Eyfel Kulesi’nde toplam uzunluğu yaklaşık 80 km’yi bulan elektrik kabloları kullanıldı.

Eyfel Kulesi’nde güzel bir akşam yemeği yemek isterseniz, dünyaca ünlü restoran; Jules Verne’e mutlaka uğramalısınız

2009 yılında Fransa’daki ”Türkiye Mevsimi” etkinliklerinde, Eyfel Kulesi 5 gece boyunca Türk bayrağının renkleriyle ışıklandırıldı.

Louvre Müzesi

Paris’e gidip Louvre’u görmeden dönmek olmaz. Ünlü Mona Lisa tablosu bu müzede yer almaktadır. Müzeyi bir günde gezmek mümkün olmuyor. Gitmeden önce mutlaka görmek istediğiniz eserlerin hangi bölümlerde olduğu ile ilgili bir araştırma yapmanızı öneririm. Bir diğer önemli müze de, Orsay Müzesidir. Sen Nehri yakınında bulunan ve eskiden tren garı olarak kullanılan devlet müzesidir. Ünlü heykel ve resimlerin olduğu görülmesi gereken muhteşem bir müzedir.

Paris10

Şanzelize Caddesi

Paris’in en meşhur Caddesidir. Şık restoranlar, dünyaca ünlü markalar bu uzun ve geniş caddede bulunmaktadır. Paris’in ünlü, elit hayatını görmek ister ve şehri tanımak isterseniz bu caddeye uğrayabilirsiniz. Şanzelize caddesinin başlangıcında Charles de Gaulle meydanında yer alan, on iki caddeyi birbirine bağlayan büyük bir kavşakta tarihi Zafer Takı bulunur. Napolyon Bonapart, Austerlitz savaşında galip gelen Fransız askerlerine seslenmiş ve “Evinize zafer taklarının altından geçerek döneceksiniz.” demiştir. 18 şubat 1806 tarihinde Zafer Takı’nın inşa edilmesini istemiştir. Zafer Takı, 29 Temmuz 1836 tarihinde, Temmuz Devrimi’nin 6. yıldönümü kutlamalarında açılmıştır. Anıtın ortasında birinci dünya savaşında ölen askerler için yakılmış sönmeyen ateş bulunmaktadır.

Paris9

Ressamlar Tepesi

Paris’in simgelerinden biri olan sokak ressamlarını görebileceğiniz, hediyelik eşyalar alabileceğiniz ve Fransa’nın en görkemli bazilikalarından olan Sacre Coeur bazilikasını görebileceğiniz şirin bir yer. Metro ile ulaşım oldukça kolay. Panoramik bir Paris görüntüsü görmeniz de mümkün olan bir tepe. Aynı zamanda meşhur Moulin Rouge bu bölgede yer almaktadır.

Paris6

Notre Dame Katedrali

Victor Hugo’nun Notre Dame’in Kamburu adlı eserinden sonra pek çok filme, müzikale, kitaba, animasyona konu olan Notre Dame katedrali Fransız gotik mimarisinin en güzel ve ilk eserlerinden biridir. Gotik mimarinin en güzel eserlerinden biri olan heykellerle süslü  katedral Sen Nehri kıyısında bulunmakta ve her yarım saatte bir asırlık çan sesleri ile çevresindekilerin hayranlığını uyandırmaktadır. 19. yy başlarında Paris şehir planlamacıları Notre Dame Katedrali’nin bakımsızlığından ötürü katedrali yıktırmak istemişlerdir. Ünlü Fransız yazar Victor Hugo, halkın ilgisini buraya çekmek ve katedralin yenilenmesini sağlamak için Notre Dame’ın Kamburu adlı romanını yazmıştır. Roman, Notre Dame Katedrali’nin yenilenmesinde büyük rol oynamıştır.

Paris8

Concorde Meydanı

Tuileries Bahçeleri ile Şanzelize Caddesi arasında yer alan Concorde Meydanı şehrin önemli noktalarından biridir. Tarihi bir öneme sahip olan bu meydanda, Fransız İhtilali sırasında binlerce kişi burada idam edilmiştir. 1792 yılında yaşanan olaylar sonucunda aralarında XVI. Louis’in de bulunduğu 1119 kişi (kimi kaynaklarda 2800 ya da 4000 kişi) giyotin ile idam edilmiştir. 1795 yılında meydan günümüzdeki adını almıştır. Meydanın korkunç geçmişini unutturması için 1836 yılında Luksor Tapınağı’ndan getirilen Dikilitaş eklenmiştir. Concorde Meydanı’ndaki bu Dikilitaş’ın uzunluğu 23 metredir. Daha sonra meydana iki adet çeşme ve Fransız kentlerini simgeleyen 8 adet heykel eklenmiştir. Bu heykellerin fıskiyelerinden fışkıran sular, güneşli havalarda birçok gökkuşağı oluşturmaktadır. Bu görüntü Şair’i de etkilemiş olmalı ki, şöyle anlatır dizelerinde…

“concorde’da bütün fiskiyeler birden ayaklanacak eğri bir demir gibi ensende hissedeceksin ebem kuşağını” “sen benim şiirlerimi okudukça ağlayacaksın”

“concorde’da bütün fiskiyeler birden ayaklanacak
eğri bir demir gibi ensende hissedeceksin ebem kuşağını”
sen benim şiirlerimi okudukça ağlayacaksın

Share Button
This entry was posted in Fotoğraflar, Gezi Yazılar and tagged , , , .

One Comment

  1. Alaaddin Kara 03 Şubat 2016 at 20:47 #

    Dünyanın sanat merkezi Paris. Yeşil bir alanı korumak için nasıl mücadele verdikleri ortada. Bizim de yeşil alanları nasıl yok etmeye çalıştığımız meydanda.

Post a Comment

Your email is never published nor shared. Required fields are marked *

*
*