KARTEPE

kartepe1

Bütün hikaye 1977 yılında evimize siyah beyaz bir televizyon alınmasıyla başladı. Babam radyo ve televizyon tamirciliği yapıyordu o yıllarda ve Adapazarı’ndan bozuk bir televizyon ile çıkageldi. Yanlış hatırlamıyorsam bir hafta kadar süre televizyonu tamir etmesini sabırsızlıkla bekledik. Televizyonu bizim için almıştı ama bozuktu. Ne ses, ne de görüntüsü vardı. Bu bir hafta kadar sürecek tamir süresi bana aylar kadar uzun gelmişti. Nihayet televizyon olmuş, sıra anten kurmaya gelmişti.

kartepe3

Evimizin önünde büyük bir karadut ağacı vardı. Anten şimdilik o ağacın tepesine kurulacaktı. Ağabeyimi ağacın tepesine çıkaran babam, aşağıdan ona sesleniyordu. Biraz sola, biraz sağa çevir diye. Görüntü karıncalı geldikçe babam tekrar sesleniyordu ağabeyime; “şöyle Keltepe’ye doğru çevirmen gerekiyor.” Keltepe’nin adını ilk o zaman duymuştum. Sakarya’nın bir köyünde yaşıyorduk ve antenimizi Keltepe’ye doğru çevirmemiz gerekiyordu.

Aradan bir yıldan uzun bir süre geçtikten sonra Bursa’nın Orhangazi ilçesine taşındığımızda, aynı televizyonu izleyebilmek için yine çatıya anten ayarlamak için çıkan ağabeyime babam yine aynı şeyleri söyleyecekti; “oğlum anteni Keltepe’ye doğru çevirmen gerekiyor.”

kartepe7

Keltepe’den Kartepe’ye

Aradan geçen uzun yıllardan sonra birileri Keltepe’nin adını değiştirmeye karar vermişlerdi. Keltepe, Marmara Bölgesi’nde kuzeyde İzmit Körfezi, güneyde İznik Gölü ve Gemlik Körfezi’yle sınırlanan yörede, batıda Bozburun, doğuda Sakarya Nehri’nin Geyve Boğazı arasında yer alan Samanlı Sıradağları’nın 1.699 m yüksekliği ile en yüksek tepesidir. Kış turizmine çok uygun bu dağ, İstanbul’a yakınlığı ile Uludağ’a alternatif bir kış sporu merkezi olabilecek tüm şartları sağlamaktadır. Tek kusuru vardır, o da adı. Kim adı kel olan bir yere gitmek ister ki, diye düşünmüş olacaklar ki, adını daha şirin yapmaya karar vermişler. Ve böylece kırk yıllık Keltepe bir karar ile “Kartepe” oluverir. Kış sporlarının yapıldığı diğer turistlik bölgelerimizden deniz manzaralarına sahip birkaç dağdan biri olması nedeniyle ayrı bir güzellik taşıyan Kartepe, yaz ve kış faydalanılabilecek bir özelliğe sahiptir.

kartepe10

Madem bu kadar güzel bir yer, bizde gidelim dedik ve Kocaeli’nin Maşukiye ilçesinden doğru çıktık yola. Maşukiye’de kar falan yok, ama rakım yükseldikçe kar kendini yavaş, yavaş göstermeye başladı. Yol boyunca harika bir doğa manzarası nedeniyle birkaç kez durmak zorunda kaldık. Bu güzel manzarayı fotoğraflamadan asla yola devam edemezdim. Allah’tan arabayı birçok zaman olduğu gibi bacanağım kullanıyordu. Çünkü bacanağım benim fotoğraflarımı her zaman beğeniyle takip eder ve bana sürekli “sen nerede istersen orada durayım” der. Hatta ben durmak istemesen bile bana, “bak burada durmalıyız, manzara çok güzel, buranın fotoğrafını mutlaka çekmelisin” der. Usta bir şoför ile yolculuk yapmak her zaman iyidir bu yüzden.

kartepe2

Zirveye Ulaştık

Zirveye yaklaştıkça kar artmaya başladı. Sadece kar değil, trafik de artmaya başladı. Uzun bir araç konvoyuna biz de katıldık. Konvoy neredeyse artık hiç hareket etmemeye başlayınca, ben daha fazla dayanamayıp indim arabadan ve yürümeye başladım. Bir yandan yürüyor, bir yandan fotoğraf çekiyordum, tabii bir yandan da üşüyordum. Arabadan önce ulaştım zirveye. İster bizim gibi günübirlikçi olsun, isterse de burada konaklıyor olsun, yüzlerce ziyaretçi vardı. Araç konvoyunun nedenini zirveye vardığımda anladım. Park edecek yer neredeyse kalmamış gibiydi. Belki hafta sonu olması, belki de havanın soğuk olmasına rağmen açık ve güneşli oluşu nedeniyle herkes buraya akın etmişti sanki. Ben bir süre fotoğraf çektikten sonra ancak gelebildi arabamızdakiler. Uzun uğraşlar sonucu park edecek bir yer bulabilmişlerdi.

Aramızda kayak kaymasını bilen birileri olmadığı için biz de kızak kiralayıp kızak kaymayı tercih ettik. Kayak pistlerinin yanlarında kızak pistleri de oluşturulmuş, bizim gibiler için alternatif seçenekler sunulmuştu. Hemen kızak kiralama işleminin ardından başladık kaymaya.

kartepe9

En İyi Kızak

Rahmetli dedemin mesleği marangozluktu. Çocukluğumda köyde yaşadığım yıllarda, tüm çocuklar gibi ben de kışın dört gözle beklerdim kar yağmasını. Evimiz köyün en yukarısındaydı. Ama kar yağdığı zaman hemen kızağımı alır, köyün en aşağısında bulunan Darıtarlası bayırına koşardım. Kimi arkadaşlarım naylon gübre torbalarıyla kayar, kimileri içine saman doldurarak hazırlanmış yastığa benzer naylon ipten örülmüş çuvallarla kayardı. Çok az kişinin tahta kızağı vardı, bunlardan biri de bendim. Ama neticede en iyi kızak hep bende olurdu. Dedim ya dedem marangozdu ve en iyi kızakları bir tek o yapardı. O zamanlar naylon poşetlerle kayan yoktu. Belki o zamanlar naylon poşet pek yoktu ya da daha bu tür bir kızak icat olunmamıştı. İşte Kartepe’de kızakla kayarken bir yandan da çocukluk günlerimi yaşıyordum. Kancalar Köyü’nde geçen çocukluğumu.

kartepe11

Sana Doyum Olmaz Kartepe

Ye, iç, yat, gez, dolaş, fotoğraf çek, ciğerlerine oksijen çek, eldivenlerini giy, atkınla ağzını kapat, kızak kay, kayak yap, eğlen, coş, çocukluğunu yaşa, çocuğunla yaşa, avazın çıktığı kadar bağır, üşü, ısın, manzara seyret, kayak yapanları seyret, düşenlere gül, düş. Düştüğün yerden doğrulup bir kez daha düş. Bir kış düşü Kartepe, “sana doyum olmaz” diyerek ayrılıyoruz akşamüzeri Kartepe’den. Malum mevsim kış, günler kısa ve yolumuz uzun. Kendimi Hylas’a benzetiyorum tepeden aşağıya inerken.

kartepe8

Hylas Efsanesi

Bir zamanlar Zeus ile Miken kralının kızı Alkmene’nin oğlu Herakles, kral babasını öldürdükten sonra Hylas’ı köle olarak alır. Argonautlar seferine katılan Herakles’in Gemlik Körfezi açıklarında küreği kırılır. Yeni kürek yapmak için ağaç bakmaya Samanlı Dağları’na çıkar. Kölesi Hylas’ı da yanında götürür. Bir süre sonra çok susayan Herakles, Hylas’ı su bulması için ormanın derinliklerine gönderir. Hylas su bulmak için Kartepe’nin zirvesine kadar çıkar ve burada su bulur. Tam geri dönecekken, bu sık ormanlarda yolunu kaybeder. Bu sırada Zeus’un kızları olan nymphalardan (perilerden) biri olan ve tepelerde yaşayan bir nympha olan Oreas (tepe perisi) Hylas’ı kaçırır. Hylas’ın kaçırıldığına inanmayan ve kaçtığını zanneden Herakles, Mysialılara Hylas’ı bulmalarını emreder. Ancak bütün aramalara rağmen Hylas’ı bulamazlar. O günden beri Hylas kendisine aşık olan Oreas’ın  tutsağı olarak Kartepe’de esirdir. Oreas ona sadece yılda bir gün izin vermektedir. O da Kartepe’de karların tamamen eridiği gün olan Mayıs ayının altısında. Hylas o gün sabah erkenden tepeden iner ve susuzlara su getirir. Bu su şifalı bir su olup, dertlilere deva, hastalara şifa, borçlulara eda verir. Darda kalmışların yardımına koşar. Akşam olunca tekrar Kartepe’ye çıkar. Zamanla dara düşenler bu günü dört gözle bekler olurlar ve bu güne bir isim koyarlar.

kartepe5

Lütfen Alıcınızın Ayarıyla Oynamayın!

Siyah beyaz televizyonumuzda bir uyarı çıkıyor, Charlienin Melekleri’ni izlerken. “Lütfen alıcınızın ayarıyla oynamayın!” TRT Keltepe vericimizde meydana gelen bir arıza nedeniyle yayınımıza bir süre ara vermek zorunda kaldık. Ekranda siyah beyaz “Necefli Maşrapa” fotoğrafı, ve enstrümantal Fidayda türküsü… (Bir sonraki yazıma kadar bekleyin…)

Share Button
This entry was posted in Fotoğraflar, Gezi Yazılar and tagged , , , .

2 Comments

  1. Alaaddin Kara 03 Şubat 2016 at 20:44 #

    Kartepe’yi gezmiş kadar oldum sayende. Gidilebilir bir yer aslında. Çok uzakl bir yer değilmiş.

  2. gülden ışık 04 Şubat 2016 at 20:58 #

    fotoğraflar çok güzel de, yazınız da çok güzel;keyifle okuttu kendini;hele siyah beyaz televizyon bağlantısıyla daha bir güzel olmuş…kel tepeye gitmeli, dedim bitince..

Post a Comment

Your email is never published nor shared. Required fields are marked *

*
*