Category Archives: Fotoğraf Üzerine

Cumhuriyetimizin Bilinmeyen Sırrı

Cumhuriyetin ilanından 2 yıl sonra, yani Ekim 1925’te Fahrettin Altay Paşa Çankaya’da Atatürk’ün misafiridir. Zihnini hep meşgul eden bir soru vardır. Acaba Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyeti neden 29 Ekim’de ilan etmiştir. Neden 27 Ekim veya 1 Kasım değil?

Çankaya Köşkünde yemek sonrası Atatürk’ün yanına gider. “Paşam benim dikkatimi çekmiştir. Cumhuriyetimizin ilanının 29 Ekim gecesine denk gelmesi acaba bir tesadüf müdür? Üç gün evvel, beş gün sonra da olabilirdi” der.

Bunun üzerine Atatürk şunları söyler:

Continue reading »
Share Button
Also posted in Belgesel Fotoğraf, Fotoğraflar Tagged , , , , , |

Saatler Olsun Mu, Sıhhatler Olsun Mu?

Şimdi sıkı durun, birazdan doğrusunu söylüyorum…

Siz siz olun, doğrusu saatler olsun değil, sıhhatler olsun, diyenlere kulak asmayın. Banyo yaptıktan sonra ya da tıraş olduktan sonra duyduğunuz ‘saatler olsun’ ifadesi doğrudur.

Continue reading »
Share Button
Also posted in Fotoğraf Hikayesi, Fotoğraflar Tagged , , , , , , , , |

Yedigöller’e Ne Zaman Gidilmeli

Biri bana “Yedigöller’e ne gitmek gerekir” diye sorsa, elbette cevabım; “her zaman” şeklinde olacaktır. Elbette ki, dört mevsim apayrı güzel Yedigöller. Fakat sorudan kasıt, “en iyi sonbahar fotoğraflarını çekmek” için uygun zaman olduğu için cevabım daha kesin olacaktır.

Continue reading »
Share Button
Also posted in Belgesel Fotoğraf, Fotoğraf Hikayesi, Fotoğraflar Tagged , , , , , , , |

Çiten Hikayesi

Çiten ile babasını nehire atan adamın oğlu

ÇİTEN HİKAYESİ

Çin’in kırsal kesiminde yaşam savaşı veren bir aile vardı. Dede, baba, anne ve çocuktan oluşan bu aile oldukça sıkıntı çekiyordu. Bir gün baba, yılların verdiği yorgunlukla bir köşede oturmaktan başka işe yaramayan dedeyi, çitene koyarak nehre doğru yola çıktı. Nehrin kenarında arkadaşlarıyla oynayan çocuk, babasına ne yaptığı sordu.
Baba: Dedenin bize yük olmaktan başka yaptığı bir şey yok. Onu bu çiten ile beraber nehre atmaya karar verdim dedi.
Çocuk heyecanlanarak atıldı:
– Aman baba, çiteni atma. Çünkü bir gün gelip sen de yaşlandığında o çiten bana lazım olacak.

Continue reading »
Share Button
Also posted in Fotoğraf Hikayesi, Fotoğraflar Tagged , , , , |

Fotoğrafça III

Pencerenin perdesini, Aç bana göster yüzünü!

Bu şarkıyı çocukluğumdan beri çok sevmişimdir. Ama ben size şimdi bu şarkıdan bahsetmeyeceğim. Bahsedeceğim şey örtücü de dediğimiz fotoğraf makinelerinde bulunan perde sistemi olacak. Fotoğraf kelimesinin ışık ve yazı anlamına gelen photos ve grafi kelimelerinin birleşmesinden meydana geldiğinden ve anlamının da ışıkla yazı yazmak olduğundan daha önce bahsetmiştim. İşte bu ışığın ne kadar büyüklükteki bir delikten geçeceğinin belirleyen ve objektiflerin içinde bulunan diyafram sisteminin yanında, bu ışığın ne kadar süre ile içeri gireceğini belirleyen ve fotoğraf makinelerinin içinde bulunan bir perde sistemi de bulunur.

Enstantane Sistemi
Enstantaneyi belirleyen fotoğraf makinesinin içinde bulunan ve makinenin modeline göre sağa sola ya da aşağı yukarı açılıp kapanan bir perde sistemidir. Tamamen ne kadar süre ile makinenin çekim yapacağını belirleyen bu sistem, içeri giren ışık miktarını doğrudan belirleyen bir diğer faktördür. Saniyenin 800’de birine kadar kısalabilen bu süre otomatik olarak 30 saniyeye kadar uzayabileceği gibi, bulb denilen özel bir modda saatlerce sürebilir. Bu sayede uzun pozlama dediğimiz özel teknikler, gece fotoğrafları ve yıldız fotoğrafları gibi çekimler mümkün olur.
Continue reading »
Share Button
Also posted in Fotoğraf Dersleri, Fotoğraf Hikayesi Tagged , , , |

Fotoğrafça II

Kim korkar diyaframdan!

Biraz olsun fotoğrafa ilgi duymuşsanız, mutlaka diyafram diye bir şeyden haberiniz vardır. Peki, ama nedir bu diyafram, tam olarak ve ne işe yarar? Fotoğraf kelimesi fotos ve grafi kelimelerinin bir araya gelmesinden oluşmaktadır. Fotos ışık, grafi ise yazı yazmaktır. Bu manada fotoğraf, ışıkla yazı yazmaktır. Fotoğraf çekmek için en gerekli şey de ışıktır. Az ya da çok olsun, fotoğrafın oluşması için ışığa ihtiyacımız vardır. İşte bugün dijital fotoğraf makinelerinde, daha önceki analog makinelerdeki filmin yerini alan sensör dediğimiz algılayıcıların üzerine düşen ışık, fotoğrafik görüntüyü oluşturur. Dışardan gelip fotoğraf makinesinin içine giren ışık miktarı değişken olacaktır. Bu ışık miktarını kontrol edebilmemizi sağlayan bazı mekanizmalar mevcuttur. İşte bunların başında da diyafram sistemi gelir.

Diyafram Sistemi
Diyafram objektifin içinde yer alan ve gelen ışık miktarını ayarlayan bir sistemdir. f ile ifade edilir. f/1 tam bir açıklığı ifade ederken, f/22 gibi bir değer, daire çapının 1/22 sini ifade eder. Yani diyafram değeri rakamsal olarak ne kadar küçükse, o kadar açık bir diyafram değeri, ne kadar küçükse de o kadar kısık bir diyafram değeri vardır.
Continue reading »
Share Button
Also posted in Fotoğraf Dersleri, Fotoğraf Hikayesi Tagged , , , |

Fotoğrafça I

Ah bu fotoğraf!

En son ne zaman fotoğraf çektiniz? Bir dakika önce, bir saat önce, bir gün önce, bir hafta önce veya bir ay önce… Sanıyorum hiç birinizin cevabı bir aydan daha uzun değildir. Peki, neyle çektiniz? Cep telefonu, fotoğraf makinesi, tablet, saat, kalem, masa, sandalye..! O kadar çok seçenek var ki, seçenekleri saymakla bitmez. Emekli bir subay olan Joseph Nicephore Niepce’nin bir yaz günü çektiği ilk fotoğraftan bu güne tam 190 yıl geçmiş. Bu süre zarfında ne kadar fotoğrafın çekildiğini tahmin etmek zor.

Çekilen İlk Fotoğraf – 1826 – Joseph Nicephore Niepce
1826’da Le Gras’ta (Fransa) Joseph Nicéphore Niépce tarafından ilk fotoğraf çekilmişti. Adı ‘Pencereden Manzara’. Gördüğüüz fotoğraf dünyanın çekilen ilk fotoğrafı. İlk bilinen fotoğraf (1826); fotoğrafı Fransız Joseph Nicephore Niepce odasından çekmiş olup, doğa fotoğrafı özelliği taşımaktadır. Fotoğrafın, fotoğrafçılığın öncülerinden Nicéphore Niépce tarafından Fransa’nın Saint-Loup-de-Varennesat bölgesinde Le Gras’taki evinin penceresinden çekildiği bildirildi. Fotoğraf, ilkel yöntemlerle ancak 8 saatte oluşturulabilmiş.
Continue reading »
Share Button
Also posted in Fotoğraf Dersleri, Fotoğraf Hikayesi Tagged , , , |

Dan Eldon

18 Eylül 1970 – 12 Temmuz 1993

Londra’da doğan Dan Eldon, çok küçük yaşlardan itibaren mizah duygusu gelişmiş bir çocuktu. Dan yedi yaşındayken ailesi Nairobi, Kenya’ya taşındı; burada İngiliz okuluna devam eden Dan gaddar matematik öğretmeni tarafından sürekli tartaklanınca ”okul fobisi” ortaya çıktı, kaydı her milletten öğrencilerin bulunduğu uluslararası bir okula alınınca okulla arası düzeldi. 1982’de Kenya’daki darbeden kıl payı kurtulduysa da, siyasal kargaşanın sonuçlarının bilincine varacak kadar olayların içindeydi. Bu dönemde gazetecilik yapan annesine görevlerinde eşlik etti, hatta birkaç fotoğrafı yerel gazetelerde yayımlandı. On beş yaşındayken Dan kendi defterlerini yapmaya başladı: kalın, şişkin defterlerin sayfalarını kolajlar fotoğraflar ve tuhaf çizimlerle doldurdu. Mezun olduktan sonra New York’a gitti, çok genç olmasına rağmen ”Mademoiselle Magazine”de kolaylıkla iş buldu.

We cannot display this gallery Continue reading »
Share Button
Also posted in Belgesel Fotoğraf, Fotoğraf Hikayesi Tagged , , , , |

Umut

“İyi at, iyi araba para işi kardaş. Paran olunca her bir iş iyi olur. Paran olunca kebap yen, paran olunca tatlı yen, şarap içen, iyi yataklarda yatarsın. Parası olunca adam kuvvetli olur. Parası olunca insanın evi, avradı olur. Evinde tenceresi kaynar, çocukları olur. Paran olmadı mı da dünyada senden kötüsü senden pisi yoktur. Her yerden kovarlar seni.
Fakirin yüzü soğuktur, niye soğuktur Cabbar kardaş? Parası yoktur da ondan. Mesela kış gününde, en soğuk vaktinde cebinde paran olsa üşümezsin, hamamdaymış gibi terlersin. Amma ve lakin paran olmadı mı yaz gününde üşürsün. Neden? Çünkü para adamı sıcak tutar, sıcak…”

1970 yılı Umut filmindeki Adana Tren Garı ile 2018 yılındaki görüntünün kolaj çalışması

Continue reading »

Share Button
Also posted in Belgesel Fotoğraf, Fotoğraf Dersleri, Fotoğraf Hikayesi, Fotoğraf Sunumu, Fotoğraflar, Gezi Yazılar Tagged , , |

Fotoğraf Hikayesi: Mükemmel Bir Baba

Bir Kurban Bayramı sabahı Antalya’da bir tatil köyünde tatildeyiz ailecek. Bazı fotoğrafçı arkadaşlarım tatile gittiklerinde yanlarına fotoğraf makineleri almazlar, bense mutlaka yanıma alırım fotoğraf makinemi. Çünkü karşımıza ne zaman ne tür bir manzara çıkacağı hiç belli olmaz. Keşke fotoğraf makinem yanımda olsaydı demektense, valizimde biraz daha ağırlık olmasını yeğlerim. Tıpkı o bayram sabahı karşılaştığım manzara karşısında, bu davranışımın ne kadar yerinde bir davranış olduğunu bir kez daha doğrulamış oldum.

Continue reading »

Share Button
Also posted in Belgesel Fotoğraf, Fotoğraf Hikayesi, Fotoğraflar Tagged , , |