BEYPAZARI

"Tanrı güzel kadınları sevsin, sevilsin diye yaratmış; doktor olsunlar diye değil."

“Tanrı güzel kadınları sevsin, sevilsin diye yaratmış; doktor olsunlar diye değil.”

Diyalog ‘Milli Emniyet Teşkilatı İstanbul Merkezi Şefi Kurmay Binbaşı’ Seyfi Hüget ve Hilda von Schreiner arasında geçer:
Seyfi; “Kimsiniz siz?”
Hilda; “Mata Hari! Gündüzleri doktor geceleri şarkıcı. Üstelik Alman. Romanlardaki casuslar gibi… Hâlâ şüphelenmediniz mi benden? Yakalatmayacak mısınız beni?”
Seyfi; “Buna dans ederken karar vereceğim. Dünyanın en tehlikeli, en tatlı ve en güzel kadınının şerefine.”

beypazari_01

Ankara Ekspresi, Esat Mahmut Karakurt’un aynı adlı romanından uyarlanan, Muzaffer Arslan’ın yönettiği ve Ediz Hun ile Filiz Akın’ın başrollerinde oynadığı, 1970 yapımı film. 1971 Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ‘En İyi Film’ dahil beş Altın Portakal ödülü kazanan film, Filiz Akın da “En İyi Kadın Oyuncu” ödülü kazandırıyor.

Film Hilda’nın Semiramis Pekkan’ın sesi ile söylediği ‘Keyfine Bak’şarkısıyla başlıyor. Kırmızı ışıklar altındaki gazino sahnesinin tül perdelerinin ardından Filiz Akın sahneye çıkıyor. Her zamanki gibi güzel ve sarışın. Oysa filmin jönü Ediz Hun, filmde siyah saçlı bir kadını arayacaktır.

beypazari_08

FİLİZ AKIN SOKAĞI

Bizim çocukluğumuzun unutulmaz film yıldızlarından birisidir Filiz Akın. Beypazarı’nı gezerken ve fotoğraflarken birden karşıma Filiz Akın Konağı çıkınca, açık söyleyeyim, epey heyecanlandım. Bu evin de olduğu sokağa da Filiz Akın Sokağı adı verilmişti. Nette biraz araştırma yapınca, Beypazarı Belediye Meclisi’nin, Filiz Akın’ın ailesiyle birlikte yaşadığı konağın bulunduğu sokağa 2006 yılında sanatçının adını verdiğini öğrendim. Babası yüksek hakim olan Filiz Akın, babasının 1940’lı yıllarda Beypazarı’nda görev yapmasından dolayı üç yaşına kadar bu konakta yaşamış.

beypazari_10

Sokakta tarhana kurutmakta olan kadınlarla sohbet ederken onlara da soruyorum Filiz Akın Konağı’nı. “Filiz Akın bu evde doğmuş” diyorlar gururlu bir şekilde, Filiz Akın Sokağı’nda kuruttukları tarhanaların ekşi kokuları arasında. Bu tarhana da tadından yenmez diye düşünmeden edemiyorum. Sokakta ilerleyip köşeyi döndüğümde ise bambaşka bir Beypazarı karşılıyor beni. Elbette aynı evler, aynı sokaklar ama bu kez simalar, giyimler farklı. Burada çok sayıda Suriyeli göçmen yaşıyor. Daha ilk bakışta fark ediliyor çektikleri sıkıntıları ürkek bakışlarından.

beypazari_11

Beypazarı deyince akla o kadar çok şey geliyor ki, saymakla bitmez. Tarihi şehrin ortasında yer alan kocaman havuç heykeli, “ben burada yetişiyorum” diyor adeta. Tabii havuç olur da havuç suyu olmaz mı, havuç lokumu olmaz mı, var elbette. Güveci, dolması, baklavası, höşmerim tatlısı gibi bir çok yöresel lezzetleri burada tatmanız mümkün. Belki de bunların arasında en meşhuru olan Beypazarı Kurusu’nu da fırından çıkar çıkmaz sıcak, sıcak yemenin bir başka lezzet olduğunu söylemem gerek.

beypazari_13

HIDIRLIK TEPESİ

Hani “yediğin içtiğin senin olsun, sen bize gördükleri anlat” denir ya, ben de öyle yapacağım. Beypazarı’nı ziyaret edenlerin ilk uğrak yeri, şehrin tüm güzelliklerini bir arada görebildikleri Hıdırlık Tepesi. Ben bu tepenin tabelasını görünce oldukça şaşırdım doğrusu. Safranbolu yazımı okuyan okuyucularımız hatırlayacaktır, aynı isimde bir tepeden orada da bahsetmiştim. Bu da bu iki ilçenin tarihi dokusundan başka diğer bir ortak özelliği sanırım. İlçenin tüm bölgelerine hakim olan bu tepeden tarihi konakların ve doğal güzelliklerin ön plana çıktığı şehir dokusunu tüm ayrıntılarıyla seyredebilirsiniz.

beypazari_12

ALAADDİN SOKAK

Restorasyonu tamamlanmış ve hizmete açılmış bir çok tarihi konağı barındıran Alaaddin Sokak; yöresel ürünlerin satıldığı standların kurulduğu şehrin en gözde mekanı. Beypazarılı ev hanımlarının tarhana, ev makarnası, cevizli tatlı sucuk, bazlama gibi el emeği ürünlerini tadarak  alışverişinizi yaparken, Anadolu insanının misafirperver ve içten mizacını tamamen koruyan Beypazarılılarla  sohbet etme fırsatı da bulabilirsiniz. Ayrıca pansiyon olarak hizmet veren dolap içi banyolarıyla, sofasıyla, sandıklarıyla yöresel tarzda döşenmiş konakları inceleyerek  geçmişe kısa bir yolculuk yapabilirsiniz.

beypazari_03

İMARET MEYDANI VE EL SANATLARI MESLEKLERİ DÜKKANLARI

Beypazarı’nın yeni gözde mekanı İmaret Meydanı’nda hizmete açılan El Sanatları Meslekleri’ne ait dükkanlar ziyaretçilerin büyük ilgisini çekiyor. Kunduracı, semerci, dokumacı, bakırcı, kalaycı, yorgancı ve bindallı işlemeciliği gibi kaybolmaya yüz tutmuş  el sanatlarına yönelik mesleklerin tanıtıldığı ve ürünlerin satışa çıkarıldığı dükkanlarda yöre kültürüne özgü tüm ürünleri bulabilmek mümkün. Ayrıca, dükkanlarda çok sayıda meslek ürününü  bizzat yaparak satın alma fırsatı da bulunuyor.

beypazari_06

BEYPAZARI TARİH VE KÜLTÜR MÜZESİ

Hafız Mehmet Nurettin Karaoğuz tarafından Ankara Valiliği İl Özel İdaresi’ne bağışlanan 150 yıllık konak, 1997 yılından itibaren  “Beypazarı Tarih ve Kültür Evi” olarak kullanılmaktadır. Müzede Beypazarı ve yöresinin kültür ve tarihini yansıtan eserlerle Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinden kalan çeşitli tarihi eserler sergilenmektedir. Etnografik yapıya sahip müzede bir de gelin odası bulunmaktadır.

HALK EVİ

Restorasyonu tamamlandıktan sonra seminerler ve çeşitli organizasyonlar için kullanılan Halk Evi; ilk açıldığı 1938 yılındaki amaçlara hizmet etmektedir. Hafta sonları siyah beyaz Beypazarı fotoğraflarının sergilendiği Halk Evi’ni mutlaka ziyaret etmelisiniz.

beypazari_04

YAŞAYAN MÜZE (ABBASZADE KONAĞI)

Abbaszade Konağı; 19. yüzyılda yapımına başlanılan ve iki yıl içerisinde tamamlanan yan yana iki konaktan birisidir. Beypazarı’nın kuzeyinde, bir tepenin yamacındaki kayalılara sırtını veren Konak; Osmanlı döneminin mimari yapısını yansıtmaktadır. Beypazarı Belediyesi tarafından restore edilen ve “Yaşayan Müze” olarak ziyarete açılan konakta; tarihi eşyaların yanı sıra yörenin en özel kıyafetleri olan “Bindallı” örnekleri de sergilemektedir. Burada ayrıca; ebru sanatı, ıhlamur baskısı gibi sanatları uygulamalı olarak  deneme fırsatı bulabilirsiniz.

beypazari_02

Beypazarı’nın konakları ve tarihi mekanları da saymakla bitmez. Beypazarı Hakim Evi, Meva’ların Konağı, Taş Konak gibi. Ama sonunda restoran olarak kullanılan Tarihi Taş Mektep’ten bahsetmeden geçmek istemiyorum. Burada Beypazarı’nın tüm yöresel yemeklerini tatmak mümkün. Biz de bu fırsatı kaçırmadık elbette. Fakat burada bizi bekleyen asıl sürpriz farklıydı. İçeride bir sinema filmi çekimi vardı. “Baba Mirası” isimli sinema filminin çekimlerini izlerken benim aklımda Ankara Ekspresi filminin hastane sahnesi vardı.

Kolu yaralı olan hastamız Ediz Hun, doktoru olan Filiz Akın’a söyle söylüyordu bu sahnede: “Tanrı güzel kadınları sevsin, sevilsin diye yaratmış; doktor olsunlar diye değil.”

Share Button
This entry was posted in Fotoğraflar, Gezi Yazılar and tagged , , , .

Post a Comment

Your email is never published nor shared. Required fields are marked *

*
*